27 Ağustos 2012 Pazartesi

Hayat Gitmektedir bazen...


Şimdi ben gidersem eğer, Denizlerden sorun bi tek,
O dalgalardır, ben öldüysem eğer öldüren.

Ben eğer gidersem bir gün, böyle kızmızısı topraksı sarınıp,
Bi tek denizin hatırlattığı içindir,
Her nefesime karşılık bir dalgası vardı,
Her kalp atışıma karşılık da bir Martısı…

Kime baksam kalmak koktu bu dünyada,
Bi düzen bi yerleşiklik bi kategorize olmuşluk.
Yanlış hayatları doğru yaşamaya çalışmaktan vazgeçin,
Dalgalar dışında herkes kalıyor burada.

Oysa ben en çok deniz gibiydim,
Her yerde ve tek bişey için.
Trabzon'da da aynı dalga sesi, Japonya'da da
Benim derdim mekandan çok Zikir'di
Belki bundandır, bir tek deniz anladı beni.

Gitmem lazım, böyle kırmızısı topraksı sarınıp
Ayakların davası değil artık bu,
Zaten bu gidişi hangi ayaklar taşır ki,
Bu yürek bile 26sene düşünmüşken..

Ben ancak denizlerin ilk dalgası olabilirmişim
Bir gün seversem eğer, işte o ilk dalga gibi severim ancak.

Denizler özgürdür, aynı gitmek gibi.
Onun zikri özgürlükten gelir, karada ses bulur.
Bizim mizacımız özgürlük kokuyorsa eğer,
Bu kırmızısı topraksı sarınıp gidiş "Hak'tandır"

çünkü "Hayat, gitmektedir bazen…"













1 Ağustos 2012 Çarşamba

HasreTinden yAndı gönLüm...


Sana bakma hayalini öyle güzel kuruyorum ki,
dünyanın en güzel çocuğu oluyorum o an,
dünyanın en güzel oyuncakları veriliyor sanki,
senden sonra kimseye dokunma cesareti gösterememiş ellerime...

Geceler ardı sıra sevgililerimdi senden sonra,
hiç uyutmadılar beni,
nöbetçi gibiydiler, seni hatırlatmaya...

Yokluk hal oldu bende,
Dokunabiliyorum, konuşabiliyorum yokluğunla.
Bi tek yaşaması zor geliyor..

Arefesinde annemin yeni giysiler aldığı bayramların bile tadı yok,
İstanbul'un havası da sevdalı sanırsam, bi tuhaf senden sonra,
Bozulan komşulukları da insanları da havayı da trafiği de,
Her şeyi sana bağlıyorum,
Sen gelsen düzelecekler sanki...

Gelirsen eskisi gibi olacağım söz,
"Hasretin bol malzeme çıkardı, şiirlerime yaradı" diye ilk esprimi yapacağım..

Haftanın en sıcak günü çıplak ayaklarla çimenlere basacağız eskisi gibi.
Bostancı sahilinde güneşin nerden batacağını tahmin edeceğiz yine.
En uzun kahkahayı kim atacak'ı oynayacağız kalabalık yerlerde,
Mütemadiyen gittiğimiz Kaşıbeyaz'ın önünde elimizde kuru simitle herkesten mutlu olacağız.
Martılar simitleri bırakıp bizi izleyecekler, vapurun arkasında her zamanki yerimizdeyken.
Yine erkeklik yapıp Ikea daki bütün örnek evleri alacağım sana.
Abdestsiz birbirimize bakmaya kıyamayacağız yine,
Bu sefer olmaz demeyeceğim, bana limon yedirip fotoğrafımı çekebilirsin,
Söz, ellerin ellerimdeyse, yağmurdan korkmamaya devam edeceğim,
En büyük zevkim, senden Kuran'ı dinlemek olacak yine,
Hafızsın, aşkı en çok sen hak ediyorsun,
Kim sevdiğinin sözlerini noktası virgülüne ezberinde tutar ki senden başka.

Hasretini aldatmayı denedim aslında,
seni unutturabilecek bir sevgili..
Kalu Bela'da "Elestü bi Rabbiküm" e verdiğim cevaba adadım kendimi.
Bu tarafta olmadıysa da ezelde hak ederim belki seni...

Hasret, olgunlaştırır İlmel-yakin ise,
Hasret, acıtır, Aynel-yakin ise,
Hasret, kelebeğin bilmek için güneşe gitmesi gibidir Hakkal-yakin ise,
ne kanat bırakır ne düşünce..